Capital Economics tarafından yayınlanan en son Mena 2025 Görünümüne göre, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin ekonomik manzarası önemli bir dönüşüm için hazırlanıyor.
Rapor, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) öngörüleriyle birleştiğinde, çeşitlendirme çabaları, yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımlar ve bölge içi ticaretin artmasıyla beslenen bir büyüme yörüngesini vurguluyor.
Sermaye Ekonomisi, petrol fiyatlarının toparlanması ve petrol dışı sektörün güçlü genişlemesinin bir araya gelmesiyle Mena bölgesinin önümüzdeki üç yıl içinde yıllık ortalama yüzde 4,5’lik bir GSYİH büyüme oranı yaşayacağını öngörüyor. Bu, daha yavaş büyüme ve ekonomik oynaklık ile karakterize edilen önceki on yıla göre belirgin bir gelişmedir.
IMF, pandeminin neden olduğu gerilemeden genel bir iyileşme öngörerek bu iyimserliğe katılıyor. IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümüne göre, Mena ekonomilerinin 2025’te yaklaşık yüzde 3,6 oranında büyümesi beklenirken, petrol ihraç eden ülkeler küresel talebin toparlanmasından ve daha yüksek petrol fiyatlarından en fazla faydalanan ülkeler. Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkelerin bu büyümeye öncülük etmeleri, önemli petrol rezervlerinden yararlanmaları ve aynı zamanda çeşitlendirme stratejilerine yatırım yapmaları öngörülüyor.
Her iki rapordan da ortaya çıkan önemli bir tema, ekonomik çeşitlendirmeye vurgu yapmaktır. Petrol bağımlılığı, Mena ekonomileri için uzun zamandır kritik bir konu olmuştur ve bu da onları küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız bırakmaktadır. Bununla birlikte, ülkeler giderek sürdürülebilir alternatiflere ve teknolojik yeniliklere yöneliyor.
Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu planı, turizm, eğlence ve yenilenebilir enerji gibi sektörlere yapılan yatırımlarla bu değişimi örneklemektedir. Krallık, küresel sürdürülebilirlik eğilimleriyle uyumlu ve karbon emisyonlarını azaltma taahhüdünü gösteren bir hedef olan gücünün yüzde 50’sini 2030 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan üretmeyi hedefliyor.
Benzer şekilde, BAE, dünyanın en büyük güneş enerjisi projelerinden biri haline gelecek olan Muhammed bin Rashid Al Maktoum Güneş Parkı gibi projelerle yenilenebilir enerjide adımlar atıyor. IMF, bu tür girişimlerin yalnızca çevresel sürdürülebilirlik için değil, aynı zamanda istihdam yaratmak ve ekonomik dayanıklılığı teşvik etmek için de kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.
Mena bölgesi, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) ve çeşitli ikili anlaşmalar gibi çerçevelerin oluşturulmasından kaynaklanan bölge içi ticarette de bir artışa tanık oluyor. Sermaye Ekonomisi, Mena ülkeleri arasındaki ticaretin artmasının GSYİH büyümesine yıllık yüzde 1,5’e varan faydalar sağlayabileceğini vurgulamaktadır.
IMF, bölge içindeki gelişmiş işbirliğinin, pandemi sırasında göze çarpan bir sorun olan tedarik zinciri kırılganlıklarını azaltabileceğine dikkat çekiyor. Mena ülkeleri, daha güçlü bölgesel bağları teşvik ederek, ekonomik istikrarı güçlendirmek ve küresel ölçekte rekabet gücünü artırmak için kolektif güçlerinden yararlanabilirler.
İyimser bakış açısına rağmen, raporlar potansiyel zorlukları ele almaktan çekinmiyor. Özellikle gençler arasında yüksek işsizlik oranları acil bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. IMF, istihdam yaratmanın hükümetler için bir öncelik olması gerektiğini, çünkü bunun yapılmaması sosyal istikrarı ve ekonomik ilerlemeyi engelleyebileceğini vurguluyor.
Ek olarak, jeopolitik gerilimler ekonomik istikrar için risk oluşturmaya devam ediyor. Devam eden çatışmalar ve diplomatik anlaşmazlıklar, bölgesel barış ve işbirliğine yönelik ortak bir çabaya duyulan ihtiyacın altını çizerek ticaret yollarını ve yatırım akışlarını bozabilir.
Dönüşümün eşiğindeki bir bölgenin resmini çizen raporda, bölgedeki ekonomilerin çeşitlendirme, yenilenebilir enerjiye yatırım ve artan bölge içi ticarete odaklanarak küresel pazarın karmaşıklıklarını yenilenmiş bir güçle yönlendirmeye hazır oldukları belirtildi.
İşsizlik ve jeopolitik gerilimler gibi zorluklar devam ederken, reform ve yeniliğe bağlılık umut verici bir gelecek olduğunu gösteriyor. Raporda, bu ülkeler değişimi benimsemeye devam ettikçe, Mena bölgesinin küresel ekonomide dinamik bir oyuncu olarak ortaya çıkabileceği ve yalnızca kendi vatandaşlarına değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel istikrara da katkıda bulunan büyümeyi teşvik edebileceği belirtildi.